İnsanlar,
Hangi dünyaya kulak kesilmişse
Öbürüne sağır...

23 Ocak 2010 Cumartesi

Your looks!..

نظراتك مرآة ارى قلبِ

لم أر في عينيك الا انتِ

لحظة كافية لتميتنِ

حافظي العيون لتحيينِ

22 Ocak 2010 Cuma

what colour?!


If there was no colour, what could we do? Really I'm curious if life was black and white, could it be colourful as well? :)

I think the colours in our lives have a value that we can't imagine. You know what? Just one day in our lives has to be black and white, so we can get the value of the colours.

BTW some experts say that animals don't see colours or they see only this colour, that colour... Ok! But I don't think that's a problem for animals. Because if they don't and didn't see any colour, this means they don't know there is another colour except what they see. Besides they will not be able to know that we see more than they see.

In addition to that I don't think we have more colourful lives than animals. Sometimes we have to change our forms I think. Sometimes we can be a bird for instance and watch the world from the sky or beyond, feel the air... Also we can feel the water and the sea if we become a fish... Little fish... Very pretty... :)

It could be sooo good
but
unfortunately

we can't.

Who knows,
may be I can...

...in my dreams...

PUFFH!..


Bazen yazacak oluyorum, istemiyor canım ve uçup gidiyor bir düşünce, aklımı dal sanan bir kuş olup. Göklerde süzülüyor, belki de başka zihinlerde dolaşıyor ama bana gelmiyor.

Neden mi?
Çünkü değerini bilmediğin şeyler hep uçar ve gider. Karanlık bir delikten geçer sanki. Saklanır öbür tarafa, senden saklanır. Korkuyla bakar sana. Hani filmlerde vardır ya; annesinin ölümünü dolabın kıyısından izleyen çocuklar... Onlar gibi... Onlar gibi hüzünlü ve küs!

Değeri bilinmemiş bir düşünce!

Tecavüze uğramış bir kadının kiniyle izler seni! ve masum bir yavrunun parlak gözleriyle acır sana!

Yanaklarını ıslatan yaşlar acısından mıdır, acımasından mıdır bilinmez ama, kaybeden kaybetmiştir bir kez.

- Üzülme be düş! o kaybetti, sen değil.
- Aslında o beni yok etti.
- Boşver! O olmazsa başka biri bulur seni, zaman tükenmedi ya!
- Sanmam! Şimdiye kadar kim bulsa beni, ya attı bir çöplüğe ya da demir kafasının içinde yer bulamadı bana.
- Ahh! Önyargılar!
- O da ne?
- Azılı düşmanın kardeşim!

21 Ocak 2010 Perşembe

Nato!..

NATO KAFA NATO MERMERBAZI KAFALAR MERMERDEN BİLE SERTLERHANİ ÇAKSAN GEÇMEZ DERLERHAKKIYLA ÇÖPLÜKLÜĞE LAYIK BU BEYİNLER

8 Ocak 2010 Cuma

Bir alıntı..


Soru İşareti

Tırnakları ısırmak ağlamayı önler mi?
Ağlarken dudaklar niye titrer ki?
Ramazanda dükkanlar neden erken kapanır?
İstanbul’da hiç mi bitter çukulata kalmadı sanki?
Hem ağlamak utanılacak bir şey değil ki!
Neden her işimizi kendimiz yapmak zorundayız?
Kimseden kimseye faydanın olmadığı gün bugün mü yoksa?
Gözyaşı neden tuzlu?
Yazmak konuşmak yerine geçer mi?
Konuşmak neye yarar ki?
Neden annem yanımda değil?
Neden annem yanımda değil?
İstanbul’da Eylül’ü çok seviyorum,
Neden sonbahar bu kadar güzel ve acı?
Her ağladığımda burnum akmak zorunda mı?
Rüzgar annemin saçlarını da böyle okşamış mıdır hiç?
Rüzgar saçları hep anne gibi mi okşar?
Bu gece İstanbul’da kimler ağlıyor acaba?
Rüzgar ağlıyor, ben ağlıyorum
Yağmur ağlıyor, ben ağlıyorum...

7 Ocak 2010 Perşembe

BUGÜN!..


Bugün seni görünce içim titremedi
Sonbahar değildi sanki içimdeki
Yapraklar durgundu
Rüzgar yoktu
Renkler soluktu,
Sıcak bir nehir akmadı sanki içimde
Boğazım düğümlenmedi
Ağlayasım gelmedi
Bugün seni görünce içim titremedi.

Bugün seni görünce..
Bugün seni görünce güneş doğmadı yüreğime
Aslında hiçbir şey olmadı
Gözlerin kalbimi yakmadı
Sözlerin işlemedi ruhuma nakış nakış...

Korkarım bugün unuttum seni
Çıkardım, söktüm attım köklerini
Üstünden elimle geçtim izlerinin
Üstüne bir kilit vurdum ki sensizliğin
En usta çilingirlerle dalga geçtim
Fırlattım anahtarlarını gökyüzüne
Kimselerin bulamayacağı, ıssız bir yere
Göğsümü yararcasına fırlattım zira
Dayanamıyor ki bu yürek kalp acısına.

Yaraları dün sardım
Bugüne bırakmadım
Sımsıkı kapattım
Üstüne bastırdım da bastırdım
Acıdı ama olsun,
Dün yeni bir gündü benim için
Bugün daha da yeni...

Bugün içimi tiretmedin
Sadece bir şiir söylettin
ve gittin..
Dün benden gittiğin gibi
Çekip gittin
Benim gittiğim gibi...

Gözyaşlarım eşlik etmedi bugün adımlarına
Dans ederlerdi ya hani
gittiğin soğuk
gittikçe de daha soğuk yaz akşamlarında.
Bugün çalmadı hıçkırıklar senfonisi
Adımların yalnız kaldı bugün,
Gözyaşların gibi
Yalnızsın bugün...

2 Ocak 2010 Cumartesi

GÜLDÜN... NOLUR YİNE GÜLSEN!



Düşünüyorum..

Düşünceler karmaşası abanmışken ruha ve akla
Aklamaya çalışmaktansa kendimi çabam karalamaya
Devam ede dursun fikr-ü hengame sağanak yağmaya
Dikkatimi celbediyor bir hışırtı cam tarafında

Aa! Yağmur başlamış,
Düşüyor yaşlar bardaktan boşanırcasına
Ne de güzeldir şimdi ıslanmak onun altında
Koşmak vardı, yar elinden tutarmışçasına

Ama sonra..
Hissedersin bir an, sonra alışırsın yalnızlığına
Hissetmezsin hiçbir şeyi, ne de yağmuru.. Damla damla
Belki de hissedeceğin göz yaşındır birkaç damla
Kalbin hissedemeyince yari kendinde, ne de yanında.

Sen güldün, ben de tam gülecektim ki kurudum.
Sen gülsen, açar bu gönül yeniden huzur solurum.